“Yaşlılık algımız negatif, yaşlanmaya hazır değiliz ve ondan kaçıyoruz!”

136
AvivaSA Pazarlama ve Transformasyon Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Taşlıoğlu ve AvivaSA CEO’su Fırat Kuruca proje hakkında bilgi verdiler...

AvivaSA’nın, “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” adını verdiği Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projesinin ilk adımı olan “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri” araştırmasının sonuçları paylaşıldı.

Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliği ile gerçekleştirilen Türkiye temsili araştırmada, “Türkiye’nin yaşlanmaya hazır olmadığı” ve “Oldukça negatif bir yaşlılık ve yaşlı algısına sahip olunduğu” sonuçları dikkat çekti.“Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” KSS projesinin; yine aynı isimde bir portalının hayata geçirildiği vurgulandı. 

Araştırmada elde edilen bazı sonuçlar ise şöyle:


Türkiye hızla yaşlanıyor…
Türkiye yaşlanmaya hazır değil, yaşlılık algımız negatif ve yaşlanma fikrinden kaçıyoruz…
Yaşlanmaktan korkuyoruz ve gelecek kaygımız yüksek…
Yaşlıların da yaşlı algısı negatif…
Emekliliğe de hazır değiliz…
Erkekler yalnız kalmaktan, kadınlara nazaran daha çok korkuyor…
Kadınlar burada da dezavantajlı… Yaşlılık kadınlar için iki kat ayrımcılık demek…
Emeklilikte geçim derdi endişe yaratıyor…
Emeklilerin %71’i çalışmayı tamamen bırakmış… Emekliliğe de hazır değiliz, tahayyüllerimiz sınırlı…

Yaşlılara toplum tarafından çizilen roller oldukça sınırlı


Sabancı Holding ve 300 yıllık dünya sigorta devi Aviva iştiraki olan sektör lideri AvivaSA,“Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” adını verdiği KSS projesini ülkemizde bir ilk olan, “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri” araştırmasıyla başlattı.

Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliğinde ve Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Arun danışmanlığında gerçekleştirilen ve bir basın toplantısıyla sonuçları kamuoyuna duyurulan araştırmada, son derece önemli sonuçlar ortaya çıktı. Türkiye temsili, 12 ilde, yarısı 65 yaş altı, yarısı 65 yaş üstü toplam 2400kişiyle yüz yüze anket ve 60 kişiyle derinlemesine görüşme yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada ortaya çıkan çarpıcı gerçekler ise şöyle özetlenebilir: “Türkiye’nin yaşlanmaya hazır değil” ve “Oldukça negatif bir yaşlılık ve yaşlı algısına sahibiz”.

İnsanımızın yaşlılık ve yaşlı algısı negatif

Türkiye’de yaşlanma ve yaşlı kavramlarıyla ilgili algı oldukça negatif. Katılımcıların yaşlılık ve yaşlı dendiğinde aklına gelen kavramları sıraladığındaortaya çıkan kavramların yarısından fazlası negatif. Yaşlanma için ortaya çıkan kavramların %25’i pozitif, %23’ü nötrken, yaşlı için%27’si pozitif, %21’i nötr. Katılımcıların yaşlanma ve yaşlı kelimelerinin çağrışımlarına açık uçlu olarak verdiği yanıtlara göre ise, bu kavramların negatif çağrışımları genelde, hastalık, sağlık sorunları, ölüm, biyolojik kayıplar, ekonomik zorluklar ve başkalarına bağımlı olmak gibi kavramlar olduğu ifade edildi. Pozitif çağrışımların ise, sakinlik, aile, hayaller, mutlu olmak, saygınlık, deneyim, torun, uğraşlarına zaman ayırmak gibi kavramlar olduğu belirtildi. Ayrıca, araştırmadan çıkan sonuçlara göre katılımcıların, “ortalama 52 yaş üzeri biri için artık genç demeyeceğini” ve “64 yaş üzeri biri için artık yaşlanmış diyeceğini” belirtmesi dikkat çekti.

Yaşlılara toplum tarafından çizilen roller oldukça sınırlı

Yaşlılara toplum tarafından çizilen rollere bakıldığında ise sonuçlar şu şekilde: “Yaşlı bir erkek veya kadın için hangileri uygun değildir” diye sorulduğunda, özellikle geceleri eğlence hayatına katılmak, tam zamanlı bir işte çalışmak, flört etmek, siyasete atılmak, yalnız seyahatlere katılmak hem yaşlı kadınlar için hem de erkekler için uygun görülmüyor. Kurslara veya sertifika programlarına katılmak diğerlerine göre görece daha uygun görülüyor. 35-49 yaş grubunun, yaşlıları en çok tam zamanlı bir işte çalışmak için uygun görmediği ortaya çıkıyor. Bu yaş grubu diğer konularda, 50-65+ gruplarına göre, yaşlıların bu tür işleri yapabileceği konusunda daha iyimser bir tablo ortaya koyuyor. 50 ve üzeri yaş grupları, yaşlıların bu tür işlerde yer alması konusunda daha katı. Yaşlı kadınlar için bu tür faaliyetlerin neredeyse tamamı yaşlı erkeklere göre daha az uygun bulunuyor. Yalnızca kurslara veya sertifika programlarına katılmak yaşlı erkeklere göre yaşlı kadınlar için daha uygun bulunuyor. Araştırma sonuçlarında, yaşlılara toplum tarafından çizilen rollerin oldukça sınırlı olduğu görülüyor. Öte yandan, bu tür faaliyetleri yaşlılara daha çok yakıştırmayan grup 65 yaş ve üzeri. Bu da yaşlıların da yaşlı algısının negatif olduğunu gösteriyor.

Katılımcıların yaşlarından dolayı bir ayrımcılığa uğrayıp uğramadığını anlamak için sorulan soru da ise, “Ayrımcılığa ya da kötü muameleye maruz kaldım” ve “Maruz kaldığım ayrımcılıktan dolayı işi bırakmak zorunda kaldım” ifadelerine, 65 yaş ve üstü, 50-64 yaşa göre daha fazla “Evet” yanıtını veriyor. 65 yaş ve üzeri grup, fırsat verilse de eskisi kadar üretken olabileceğine katılmıyor ve imkan sağlansa da çalışmak istemiyor. Bu bulgu uzmanlar tarafından, yaşlıların aslında uğradıkları ayrımcılığın farkında olmadığı şeklinde yorumlanıyor. Yaşlıların, yapamadıkları şeylerin toplum tarafından dışlanmışlıktan kaynaklandığını fark etmeksizin; yaşlı bireyler olarak hayata katılmalarının düşük olmasını normalleştirdikleri vurgulanıyor.